Omerta sessizliği: Serdar Öktem’in cenazesinde suskunluk, MHP’den katılım yok
İstanbul’da öldürülen avukat Serdar Öktem’in cenazesinde derin sessizlik, MHP’den görünür katılım yok. Soruşturmanın seyrine dair kritik sorular gündemde.
‘Omerta’ sessizliği: Serdar Öktem’in cenazesinde suskunluk, MHP’den katılım yok
YEREL GÜNDEM / İSTANBUL
Sessiz ve gergin tören: Kameralar avlu dışında, sözler kısık
Eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş cinayeti soruşturmasında adı geçen avukat Serdar Öktem, 6 Ekim’de İstanbul’da uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Öktem için bugün Bakırköy-Ataköy’deki Ömer Duruk Camii’nde cenaze töreni düzenlendi; defin işlemi ise çocukluğunun geçtiği Kocasinan Mezarlığı’nda yapıldı. Tören boyunca dikkat çeken gerginlik nedeniyle bazı gençler basın mensuplarına “fotoğraf ve video çekmeyin” uyarısında bulundu; kameralar cami avlusunun dışına çekildi. Avluda konuşmak isteyenlerin çoğu suskun kalmayı tercih ederken, törene katılan bir komşu, “Serdar iyi bir çocuktu; aile kendi halinde bir aileydi. Düğününe gelen marka isimler bugün yok” sözleriyle atmosferi özetledi.
MHP cephesinden görünür destek yok: Çelenk ve üst düzey katılım dikkat çekmedi
Cenazede, tıpkı Sinan Ateş’in defin törenindeki gibi, MHP’den ve Ülkü Ocakları’ndan resmi çelenk görülmedi; parti üst yönetiminden belirgin bir katılım da kayda yansımadı. Öte yandan İstanbul Ülkü Ocakları İl Başkan Yardımcısı, avukat Mehmet Fatih Önsöz ile eski İstanbul Ülkü Ocakları İl Başkanı Yüksel Kaleci’nin törende bulunduğu gözlendi. Gönderilen çelenkler arasında, kamuoyunun tanıdığı bazı isimler ve aileler öne çıktı. Kalabalığın ağırlığını ise mahallenin komşuları ile Galatasaray tribünlerinden arkadaşları oluşturdu.
Kritik dosyaların avukatıydı: “Sırlarıyla gitti” duygusu
Öktem, kamuoyunda Sinan Ateş cinayeti dosyasındaki rolüyle biliniyordu. Dosyaya dair farklı iddialar ve tartışmalar sürerken, Öktem’in geçmişte tetikçilerle avukatlık ilişkisi kurduğu, ayrıca çeşitli davalarda—Erkan Çınar ve Olgun Peker dosyaları gibi—savunma üstlendiği biliniyordu. Son dönemde tehdit edildiğine dair kayıtların emniyet ve savcılıkta bulunduğu ileri sürülürken, “neden korunamadı?” sorusu cenazede sıkça fısıldandı. Sosyal medya hesabından kısa süre önce paylaştığı “Artık sessiz kalmak yok” ifadesi, ölümünün ardından daha da fazla tartışma yarattı: Takipçiler “Bu mesajla ölüm arasında bağ var mı?” sorusunu yüksek sesle sormaya başladı.
“Omerta” etkisi: Konuşmak istemeyenler, uyarılar ve görünmez baskı
Tören alanında gazetecilere yönelik “kimseyle konuşmayın” uyarıları ve sözlü müdahaleler dikkat çekti. Birçok katılımcı, sorulara kapalı bir tutum sergilerken, konuşmayı kabul edenler de kısa cümlelerle yetindi. Bu tablo, “omerta”—suskunluk yemini—benzeri bir atmosfer izlenimi yarattı. İletişim kurulduğunda ise anlatılar ağırlıkla hatıralara, aileye ve “iyi çocuktu” vurgusuna odaklandı. Öktem’in cezaevindeyken dışarıya mesajlar gönderdiği, çıktıktan sonra bazı isimlerle aralarının bozulduğu iddiaları da kuliste dillendirildi; ancak bu iddialar resmî makamlarca doğrulanmış değil.
Soru işaretleri ve beklenti: Soruşturmanın seyri ve kamu vicdanı
Öktem’in öldürülmesi, hem Sinan Ateş davasının seyri hem de Ankara-İstanbul hattındaki siyasal-sosyal dengeler açısından yeni bir eşik olarak görülüyor. Cinayetin, soruşturma dosyalarıyla muhtemel bağlantısı olup olmadığı; tehdit iddialarının neden ve nasıl somut tedbire dönüşmediği; törene yansımayan siyasî reflekslerin ne anlama geldiği kamuoyunda tartışılıyor. Soruşturmanın şeffaf ve hızlı yürütülmesi, kamera kayıtlarından balistik incelemeye, dijital izlerden tehdit başvurularının takibine kadar pek çok başlıkta aydınlatıcı veri üretmesi bekleniyor. “Artık sessiz kalmak yok” cümlesinin içeriği ve muhatapları da, soruşturmanın seyriyle birlikte daha netleşebilir.
Ailenin acısı ve toplumun beklentisi: “Kriminal hadise” olarak geçiştirilemez
Tek çocuklarını kaybeden Öktem ailesi, acıyı sessizlik içinde yaşarken, tören alanında hissedilen “kriminal bir hadise olarak geçiştirilmesin” talebi öne çıktı. Avukat bir ismin, üstelik yüksek profilli dosyalarla anılan bir hukukçunun, şehir içinde silahlı saldırıyla öldürülmesi; hukuk devleti, yargı güvenliği ve kamu düzeni başlıklarında güçlü bir sınamayı da beraberinde getiriyor. Yanıtlanmamış her soru, kamu vicdanındaki baskıyı artırıyor. Bu nedenle dosyanın seyri, sadece bir cinayetin faillerini bulmakla sınırlı değil; kurumsal kapasite, siyaset-toplum ilişkisinin güven zemini ve benzeri vakalara karşı caydırıcılık açısından da belirleyici olacak.
Kaynak: Candan Yıldız / T24
Tepkin Ne?
Harika
0
Kötü
0
Sevdim
0
Komik
0
Şaşırdım
0
Üzücü
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)